Bir anne olarak ne zaman yardıma gereksinim duysam, ruhuma en soğuk havalarda bile çiçek açan bir bitkinin tohumlarını eken iki kadını, annemi ve büyükannemi anımsarım.
O gün ters bir gündü. Eve geldiğimde kapıda doğalgazın ikinci ihbarını buldum. Çocuklarımın üçünün de suratları asıktı.
Berber 11 yasındaki Tommy' nin sacını çok kotu traş ettiği için sürekli şapka takıyordu. " Öğretmenim şapkamı aldı ve geri vermedi, çünkü centilmen bir erkek kapalı yerde şapka takmazmış." dedi. Gün boyu "kel" , " dazlak" gibi sözlere maruz kalmış okulda. Benimle konuşurken de iki eliyle başını örtmeye çalışıyordu.
Lisa ilk elemelerde başarılı olduğu heceleme yarışmasında, korkmak fiilini doğru heceleyemediği için elenmişti.
Birinci sınıftaki Fenni ise, okuma dersinde kıkırdadığı için cezaya kalmıştı.
"Tamam çocuklar, anladım. Bugün hepimiz için şanssız bir gün. Öyleyse bugünü kutlayalım."
Çocuklar bu sözlerime çok şaşırdıkları için, boş boş yüzüme baktılar.
"Büyükannem Towse her zaman 'Başarısızlıklarımızdan, başarılarımızdan aldığımızdan daha çok ders alırız' derdi. Haydi bugünkü başarısızlıklarımızı kutlamak için Mc. Donald's’ a gidelim."
O günden sonra, benzer pek çok kutlama yaptık ve yaşadığımız trajediden olumsuz bir biçimde etkilenmek yerine, ders almayı öğrendik. Umarım, ben de çocuklarımın ruhlarına benden önceki iki bilge kadının yaptıkları gibi, umut tohumları ekebilmişimdir.
Judith Towse-Roberts
>> İnternetten
| Yorumlar |
|





