Bir kasabada insanlar her gün hava kararınca maymuncuklarını ve fenerlerini alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş.
Fakat gün doğarken geri döndüklerinde de doğal olarak kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış.
Adamın biri ise diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Uzun süre sabreden bu adam sonunda dayanamamış, kasabayı terk etmiş.
Kasaba giderek işi geliştirmiş. Hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Mallarını korumak için bekçiler bulmuş, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının çalınmasını da yasadışı ilan etmişler! Büyük çoğunluk fakirleşmiş.
Mesele kalmış mevcut düzeni sürdürecek bir çözüm üretmeye...
Kasaba ileri gelenleri uzun uzun düşündükten sonra düzeni sağlamak için oraları ilk terk eden dürüst adamı başa getirmeye karar vermiş. Sora sora nerede yaşadığını öğrenmişler. Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kâğıt görmüşler. Kâğıtta şunlar yazıyormuş:
“Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok geç olmuş demektir...”
>> Melih Aşık - Milliyet (28.3.2010)
| Yorumlar |
|





