Kentlerin yaşamışlığı, derinliği, kendine özgü bir terbiyesi, bir duruşu, bir yapısı olmalı. Türkiye'de birçok vilayeti gördüm. Canlılığını hissettiklerim oldu, kokularını içime çektim. Belleğimde o koku bazı imgeler doğurdu. Cinsiyetleri ile ilişkili, edepleri ile ilişkili, varlıkları ve bunu sürdürme savaşları ile ilişkili imgeler. Bazı kentlerin kokusu yoktu, tabi kimlikleri ve cinsiyetleri de.
Adana ile onyedi yaşımda tanıştım. Mersin'e benzeyen bir şehir hayal ediyordum. Daha ilk anda yanıldığımı anladım. Adana büyüktü, sıcak ama mesafeliydi, hem yakın hem uzaktı yani. Yıllar içinde tanıdıkça sevilen, hatta aşık olunan hoyrat, asabi ama şevkatli bir erkek kentle karşı karşıya kaldığımı hissettim.
Evet erkek bir kent Adana. Şöyle bakar bakmaz yakışıklı görünen, ancak maçoluğu nedeniyle ihtiyatla yaklaştığınız, az konuşan çok dinleyen bir erkek. Evet Adana sıkı duran, omuzları dimdik, yürüyüşü efe, duruşu efe bir kent. Az konuşan ve az gülen bir erkek. Kahkahasını duyabilmek için uzun yıllarınızı vermeniz gerek. Kucaklaması, size güzel sözler söylemesi için neredeyse bir ömrü burada geçirmelisiniz. Sabrederseniz ayaklarınızı yerden kesmesi de, mutluluktan sarhoş olmanız da hiç sürpriz olmaz.
Adana bıyıklı, klasik bir Türk erkeği. Görmüş geçirmiş, yanlışları, ahlak erozyonunu tanımış, sıkılmasız ruhları ezbere bilen ve kalleşliğin ayak seslerini yüz metreden tanıyan bir kent. Bambaşka bir özelliği var bu kentin ki başka hiçbir kentte yaşamadığım dürüstlüğü, özü sözü bir olması ve dobralığı. Adana'da yaşamayı sevmek demek her gün yanlışlarınızın yüzünüze bir tokat gibi çarpması demek. Katlanacaksınız.
Adana'da yaşamak demek mahcup ve mağrur sevgilinizden hiç beklemediğiniz bir anda muhteşem bir hediye almak demek. Adana'da yaşamak demek soluğunuz kesilene kadar anlatmak, konuştukça üretmek demek. Çünkü toprağının bereketi Adana'lıyı üretken kılar. Çünkü güneşinin sıcaklığı devinimlerimizin devamlılığını sağlar.
Adana'yı sevmek burada uzun yaşayanlar için vazgeçilmezdir. Adana kadınını daha bir kadın, erkeğini daha bir erkek yapar. Namuslu bir dost gibidir Adana. İyi ve kötü günde yanınızda.
Adana'yı sevmek Torosların karlarını, Çukurova'nın pamuk tarlalarını sevmektir. Adana'yı sevmek şalgamı, kebabı, meyankökünü, sokaklarda satılan buza yatırılmış hint incirini sevmektir. Adana'yı sevmek sarı sıcaklarda of dememektir. Teri ve ter kokusunu yaşamın bir parçası olarak kabullenmektir.
Adana'yı sevmek ellili, altmışlı yaşlarda aşık olabilmektir. Başın dimdik, ellerine portakal çiçeklerinin kokuları bulaşmış, hem esrik, hem mağrur olabilmektir. Adana'yı sevmek eteklerini savurup bir efe, bir eda ta Küçüksaat'ten Sular’a kadar yürümektir.
Burası biraz hoyrat, azıcık deli, biraz asabi bir yağız delikanlıdır. Korktukça sokulduğunuz, sokuldukça aşık olduğunuz kara bıyıklı yakışıklı bir delikanlı.
>> Figen DORAN
* Bu yazıyı bir sabah mail kutumda buldum. Arkadaşım Mehmet Erel tarafından gönderilmişti. Çok (ama çok) beğendim ve AcılıBirbuçuk okurları ile paylaşmak istedim. (Mustafa Öncül)
| Yorumlar |
|













