Memleketim Adana'dan yıllardır uzaktayım. Türkiye'yi ziyaret ettiğimde, mümkün olduğunca gidip Adana'yı da ziyaret etmek ve o havayı bir kez daha içimde duymak için çaba gösteririm.
Cemal Ekin
İyi günler,
Sitenizi ve e-mail adresinizi "Debboy Caddesi" adresini ararken Google'dan buldum, ve bulduğuma da memnun oldum.
Adana'nın eski evleri konulu bir fotoğraf galerisi düzenleyip, Adana'lı olan ve olmayan dostlarımın galeriyi ziyaret edip sonra da Belediye Başkanı Sayın Aytaç Durak'a mesaj yollamaya davet ettim.
Bu vesile ile size de aynı cağrıyı yapıyorum.
Mesajın en altında fotoğraf sitemin adresini bulacaksınız. Orada "Old houses of Adana" galerisindeki fotoğraflara baktığınızda neden bu konu üzerinde durduğumu anlayacaksınız.
Memleketim Adana'dan yıllardır uzaktayım. Türkiye'yi ziyaret ettiğimde, mümkün olduğunca gidip Adana'yı da ziyaret etmek ve o havayı bir kez daha içimde duymak için çaba gösteririm.
Geçen Nisan ayının ortasında Adana'ya gittim, hem de Haydarpaşa'dan yataklı trenle. Son derece hoş bir yolculuktan sonra Adana'ya turunç çiçeklerinin açtığı gün indim. Yıllardır özlediğim o kokuyu duyabilmek son zamanlarda en hoşuma giden şeylerden biri oldu.
Eski arkadaşlarımı, akrabaları, kebapçıları ve eski semtleri gezdim, fotoğraflar çektim.
Adana'nın o güzelim konaklarını ağlar ve inler durumda buldum. İçim sızladı. Sanırım tüm Adana'da bir düzineden fazla yok bu tür ev artık. Hepsi yıkılmış yerine "modern" apartmanlar yapılmış.
Hayatımın uzun bir kısmını geçirdiğim Seyhan Barajı'nın yolunu bile bulamadım bu "modern" apartmanlardan ve bulvarlardan.
Tepebağ, ırmak kenarı ve Debboy Caddesi semtlerini özellikle dolaşıp eski konakları ziyaret ettim. Çocukluğumda oturduğumuz Debboy Caddesi'ndeki evi gördüm, içini gezdim, içim sızladı.
Adana gibi bir şehirde bu eski yapılar, Adana'nın tarihini yasamış bu binalar nasıl oluyor da kurtarılamıyor bir türlü anlayamadım.
Bir önceki gelişimde, üç yıl içinde okuduğum Tepebağ Orta Okulu'nu gördüğümde de aynı soru aklıma gelmişti.
“Tarımın, endüstrinin, ticaretin göbeğinde olan Adana, onca ağalar, yiğitler, efendiler, delikanlılar yetiştirmiş Adana, nasıl oluyor da geçmişini korumak için bir araya gelemiyor?” diye halen merak ederim.
Bu yapılar gelecek kuşağa bırakabileceğimiz en önemli armağandır. Apartmanı, bulvarı, otelleri her yerde görür ve yararlanabilirler. Fakat bu yapılar da elden gidince Adana'nın eskiyle olan tüm bağları da kaybolacak ve herhangi bir apartmanlar sitesinden farkı kalmayacak.
Set boyunca uzanan portakal bahçeleri gitti, pamuk tarlaları da yok artık. Şalgam süpermarkette satılıyor, hem de pastorize! Halka tatlısı bulmak için Edi Kemal'in dükkanına uzanmak gerek; başka yerde yok çünkü (olsa da Edi en iyisini yapardı ama.)
Hilal Han, Everndilek, Gümüşay yok oldular, adını bile hatırlayan az kaldı.
Ulus Parkı içler acısı durumda, Debboy Caddesi zavallı.
Adana'lıların bir araya gelmesi ve Adana'yı Adana yapan ögeleri kurtarması, koruması gerekir diye düşünüyorum.
Ne dersiniz?
Not: Cemal Ekin, Amerika'da yaşıyor. Bu mektubu, 28.8.2003 tarihinde bize ulaşmıştı.
| Yorumlar |
|













