
Tuna Kiremitçi, Vatan Gazetesi'ndeki köşesinde Kurtuluş'u yazdı:
Carlos Santana’nın İstanbul konserinden birkaç gün once, lakabı “Adanalı Santana” olan Kurtuluş, gökyüzündeki o güzel orkestraya katıldı.
Tıfıl bir sinema öğrencisiyken Adana Altın Koza Festivali’ne gittiğimde, Seyhan Otel’in altındaki gece kulübünde tanımıştım kendisini.
Sezen Aksu’nun “Keskin Bıçak” şarkısıyla yakışıklı bir çıkış yapmıştı. Bense onu, gitarıyla arabesk yapan bir müzik emekçisinden ibaret sanıyordum.
Altın Koza gecelerinden birinde, yapacak daha iyi bir şey bulamadığımdan indim gece kulübüne, kuruldum küçük yuvarlak masaya. Kurtuluş ve orkestrasını dinlemeye başladım.
Birkaç “piyasa” şarkıdan sonra, sıra Orhan Gencebay bestelerine geldi: “Hatasız Kul Olmaz” ve “Hor Görme Garibi.”
Ağzım resmen açık kalmıştı. Çünkü şarkıları oldukları gibi çalmıyordu Kurtuluş. Rock, reggae, arabesk, Allah ne verdiyse harmanlıyordu.
Üstelik sahiden Santana gibi çalıyordu gitarı. Onun duygulu ve feleğin çemberinden geçmiş nameleri insanın başını döndürüyordu.
***
Yıllar sonra, ikinci romanım “Bu İşte Yalnızlık Var”ın bir sahnesine dönüştü o gece.
Belki de romanı Kurtuluş’u dinlerken yazmaya başlamıştım. Kim bilir?
Kim ne derse desin, Türkiye’de insanın hayatını müzikle kazanmasının ne demek olduğunu gösteren bir örnektir Kurtuluş.
Çilekeşlikle sabrın, alkışla unutuluşun ancak Türkiye’de görülebilecek bir karışımı.
Karşılaştığımızda gülerek sırtıma vurmuş ve gençlerin kendisini Kızılay’da durdurup “Kurtuluş Abi hayırlı olsun, roman kahramanı olmuşsun!” dediklerini anlatmıştı.
O an bir romancıya edilebilecek en büyük iltifatı ettiğinin farkında mıydı acaba? Ama karşılaştığı gençler yanılıyordu yine de. Kurtuluş asla bir roman kahramanı olamaz.
O bir gitar kahramanı çünkü. Hem de en kralından. Işıklar içinde yatsın.
| Yorumlar |
|













