Anasayfa Yazarlar Mustafa ÖNCÜL Hay ben sizin gibi Maya’nın daa, kehanetinizin deee!...

Hay ben sizin gibi Maya’nın daa, kehanetinizin deee!...

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

2012 filmi için müthiş bir PR çalışması yaptı yapımcı şirket.. Mayaların 2012 kehanetleri günlerce, haftalarca gazetelerde, televizyonlarda, internet sitelerinde yer aldı ve gündemi meşgul etmekten öteye geçip, adeta işgal etti.

Merakla ve sabırsızlıkla 2012 filmini beklerken, bir DVD gördüm kitapçıda, hemen aldım. Mayaların 2012 kehanetini anlatan bir belgesel yapmışlardı. Hemen eve gittim, taktım oynatıcıya DVD’yi ve izlemeye başladık ailecek.

Allah için… Adamlar güzel hazırlamışlar belgeseli. Sezar’ın hakkı Sezar’a yani! Bizi görüntülerin içine çekip alan ve söylediği her sözle üç buçuk attıran o belgesel sesi, Maya uygarlığından, gezegenlerin dizilişinden, bilmem kaç bin yılda bir olan biten olaylardan filan bahsediyor, anlatıyor, örnekler veriyor, konuşuyor, 2012 yılında olacakları söylüyor peşin peşin ama kendinden son dere emin bir şekilde… Biz maaile tırstık! Eşim, “Nerden buldun bunu be?!..” deyip, kızımın önünde bir güzel haşladı beni. Kızım Fem, ürkek ve kaygılı bakışlarla, “Babacığım” dedi, “2012’de ölecek miyiz biz yani?..” Ben Fem’i rahatlatmak için, “Yok kızım, olur mu öyle şey?..” diyecek oldum ama… Adam belgeselde anlatmaya devam ediyor ha bre dünyanın sonunun nasıl geleceğini, yıl-ay-gün tarih vererek! Baktım, ne desem inanmayacak çocuk… Yalana başvurmaktan başka çare kalmadı. “Kızım” dedim, “Bu film. Olur mu öyle şey hiç?..” İnanmadı tabi bana, “Babaaaaa” dedi, “Bu film değil. Belgesel. Oku istersen DVD’nin kabının üzerini. Ne yazıyor bak!..”

Baktım bizim ev ahalisi Mayalara benden çok inanıyorlar, kalktım kapadım televizyonu da oynatıcıyı da. Ama geç kalmıştım bu hamleyi yapmakta. Çünkü zaten belgeselin sonu gelmişti. Eşim beti benzi atmış bir şekilde yığılıp kaldığı koltuktan kalktı; güçlükle yürüyerek mutfağa yöneldi. Biraz sonra küçük bir tepsinin içine koyduğu iki bardak çay ile döndü geri. Tekrar oturdu koltuğuna… Ağzını bıçak açmıyordu. Belli ki bir şeyler sormak istiyordu bu kehanetle ilgili ama Fem korkar diye de bir şey söyleyemiyordu. Birden bağırdı çocuğa:

“Fem!.. Senin dersin yok mu? Kalk derslerine bak!..”

Daha Maya kehanetlerinin şokunu üzerinden atamamış bir şekilde etrafa donuk donuk bakan Fem yerinden hopladı, annesine baktı, ne diyeceğini şaşırdı… Annesinin “Hadi kalk!.. Bak hala oturuyor!..” diye gürleyen sesinden sonra “Yaptım derslerimin hepsini anneee….” dedi en mahzun tavrını takınarak. Eşimin pes etmeye niyeti yoktu, “O zaman kalk soru çöz biraz. Şunun şurasında ne kaldı SBS sınavına?. Sen hala aylak aylak geziyorsun. Elin çocukları deneme sınavlarından 500 puan çekiyor, sen daha 470’i bile geçemedin!..” Fem, isteksiz ve çekingen tavırlarla kalktı odasına doğru yürümeye başladı… Sonra birden döndü, “Saçmalama anne yaaa!..” dedi, “Niye çalışacakmışım ki derse?.. Niye soru çözecekmişim ki?.. Baksana, 2012’de dünya zaten yok olacakmış… Bundan sonra ne ders çalışırım, ne de soru çözerim. Okula da gitmeyeceğim artık!..”

Eşimle ben öylece kala kaldık Fem’in bu sözleri karşısında. Çocuk doğru söylüyordu. Belgeselde söylenenler doğruysa hiçbir şey yapmanın anlamı yoktu. O vakitten sonra her şey boştu. Fem’i zorla odasına gönderdik ve bir yandan çaylarımızı yudumlayıp, bir yandan da konuşmaya başladık. “Bacak kadar çocuğun gördüğü şeyi biz nasıl oldu da fark edemedik.” diye düşündüm.  “Bak gülüm” dedim, “Bu aydan itibaren hiçbir borcumuzu ödemeyeceğiz. Elektriği, suyu, telefonu filan ödeyelim yeter. Onları da kesmesinler diye. Banka kredilerini, sigorta poliçelerini, kredi kartı ekstrelerini ödemeyi durduruyoruz. Benden zırnık alamazlar artık. İtirazları varsa mahkemeye versinler. Mahkeme sonuçlana kadar zaten Mayaların kehanet günü gelir, dünya filan kalmaz ortada. Belgeselde öteki dünya hakkında da bir şey demiyorlardı değil mi?.. Yani, borcunu ödemeyenler şöyle olacak, böyle olacak diye?... Yoktu değimli böyle bir şeyler Mayaların kehanetlerinde?..”

Eşim, “Saçmalama!” dedi, “Ben çocuğun psikolojisini nasıl düzelteceğim diye düşünürken, bir de senle mi uğraşacağım şimdi?!..” Sonra kalktı, biten çaylarımızı tazeledi, geldi geri oturdu 2012’de kim bilir hangi yanardağın lavlarının içinde yanıp gidecek olan koltuğuna.

“Üşüdüm” dedi, “Titreme geldi birden bire… Battaniye verir misin şuradan?..” Kalktım, Pazar miskinliği battaniyelerinden birini alıp getirdim, verdim. Battaniyenin içinde büzüldü, küçücük oldu. O an ayağımı yere vurup, “Aha arka mahallede bir yanardağ patladı valla!” desem inanacak gibiydi.

“Baksana” dedi en kaygılı ses tonuyla, “Fem’i bir psikiyatra mı götürsek acaba? Çocuğun ruhsal dengesi alt üst oldu bence.” Aileyi rahatlatma görevi bana düşmüştü anladığım kadarıyla. “Yapma be gülüm” dedim, “Abartma lütfen. Altı üstü bir belgesel izledik. Neticede bu da ticari amaçlarla yapılan bir tür film. Sinema filmlerinden tek farkı var, artistler oynamıyor. Hepsi bu yani.” Ben böyle diyordum ama söylediklerime ben bile inanmıyordum. Üstelik tarih de yakındı. 2012’ye ne kalmıştı ki şunun şurasında. Uyuduk uyandık, uyuduk uyandık… Bir de bakmışız ki 2012 gelmiş çatmış... Mayalar bol keseden atmışlarsa sorun yok da… Hadi gerçekse kehanetlerin hepsi?.. Offf of!..

Çok sürmedi 2012 belgeselinin yarattığı travmayı atlattık, normal hayatımıza döndük. Bir pazar günü Adana’daki AVM’lerden birinde dolaşırken bir de ne görelim!.. 2012 filmi gösterime girmiş. “Gelin” dedim, “Girelim şu filme. Bakalım nasıl yok olacakmış dünya, uygulamalı olarak görelim.” Biletlerimizi aldık, girdik… Adamlar öyle bir film yapmış ki, her an “Eşhedüenlaaaa…” deyip, kelime-i şahadet getirmeye hazır vaziyette, diken üzerinde oturup bekliyoruz. Sanki birazdan önümüze sırat köprüsünü kurup, geçin diyecekler!.. 2012 belgeselinin yarattığı travmanın, bilincimizin altındaki en kuytu köşelere saklanan kırıntıları birden bire dev kaya parçaları olup sağa sola yuvarlanmaya başladı! Yani… Deseler ki, “Siz burada film izlerken dünya yok oldu, taş taş üzerinde kalmadı” diye… En ufak bir kuşku duymadan inanacak durumdaydım ben kendi payıma. Neyse ki filmi bitirdik salimen ve çıktık dışarı… Oh beee!.. Dünya yerli yerinde!

Belgeselin de, filmin de üzerinden aylar geçti, unuttuk tüm felaket kehanetlerini. Normal hayatımıza döndük. Hatta öyle bir hal aldı ki ruh halimiz, 2012’ye 2 yıl kaldığının bile farkında değilken… İzlanda’daki o adı batasıca Eyyafyallayökül yanardağının patlaması bizi tekrar travma günlerimize döndürdü. Tamam… Dünyanın geri kalmış bölgelerindeki depremlere, tsunamilere, yanardağ patlamalarına alışkındık ama…  Avrupa’nın göbeğinde böyle bir felaket olur muydu canım?.. Her yan kül bulutu… Uçaklar uçamıyor, uçsa inemiyor, yanardağ söneceğine daha da gür yanıyor… Bir de dünyanın dört bir yanından deprem haberleri gelmez mi ardı ardına… Her bir deprem de Allah muhafaza, 6’dan, 7’den aşağı değil! Olup bitenleri izlerken, “Adamlar haklı galiba” diye düşündüm, “Kehanet gerçekleşiyor mu ne?..”

Şu an mayısın 29’u ve günlerden cumartesi. Az önce internette, Hürriyet’in sitesinde bir haber okudum:

“Latin Amerika’da volkanik kaos” başlıklı haber, “Latin Amerika'da bir gün içinde patlayan iki ayrı volkan Guatemala ve Ekvador'da binlerce insanın evlerini boşaltmasına ve havalimanlarının kapatılmasına neden oldu. Volkanik patlamaların ardından oluşan kül bulutları şehir merkezlerine inince, ev ve sokaklar kül içinde kaldı. Guatemala'daki patlamada iki kişinin de hayatını kaybettiği bildirildi.” diye başlıyor ve ayrıntılı bir şekilde devam ediyor.

Döndük tekrar aylar öncesine. Yeni bir 2012 travma dönemi başlıyor tekrardan. Daha adını bile söylemeyi beceremediğim yanardağ sönmemişken, bir de bu yanardağlar çıktı başımıza iyi mi?

Off, of!.. Bu Mayaların kehaneti doğru olabilir mi gerçekten? Birisi çıkıp “Evet. Gerçekten de doğru bu kehanetler. 2012 aralık ayında dünya sizlere ömür” dese, biraz rahatlayacağım. Malum… Bir sürü borç harç… Hiç olmazsa şu ahir ömrümüzde biraz gün yüzü görelim değil mi ama?.. Hem borcumu ödemeyince hiç kimseye zararım da dokunmayacak ki!.. Ben borcumu ödesem de, ödemesem de her şey bitecek, son bulacak, yok olacak.

Borcumu ödemeyip, üzerine yatarsam öteki dünyada cehenneme gider miyim?.. Mayalar bu konuda ne diyorlar acaba?.. Durun şu 2012 belgeselini bir daha izleyeyim bu akşam. Eğer 2012 öncesindeki borçların ödenmemesi caizse Maya kehanetlerine göre, boşu boşuna sıkıntıya girmeyeyim durup dururken.

[Mustafa ÖNCÜL]

Yorumlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Adanaca-Türkçe Sözlük

reklam


Kimler Online

Şuanda 8 konuk çevrimiçi

İstatistik

Üyeler : 66
İçerik : 195
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 137728