“Kelebek Etkisi” denen teoriyi bilmeyen yoktur sanırım. Hele de aynı adı taşıyan filmi izledikten sonra herkes fazlasıyla vakıf olmuştur bu teoriye.
“Kelebek Etkisi” filminin başında şöyle bir cümle vardır:
"Amazon ormanlarında kanat çırpan bir kelebek, Avrupa'da fırtınaya sebep olabilir."
Efendim, “Kelebek Etkisi” teorisi diyor ki, “Herhangi bir yerde olan herhangi bir olay, dünyanın herhangi bir yer(ler)inde çok büyük değişikliklere neden olabilir.”
Yani, her sabah düzenli olarak kahvaltı eden biriyseniz ve o sabah acil bir hastaya müdahale etmek için kahvaltınızı etmeden, evden erken çıkacaksınız, arabanızla her zaman geçtiğiniz yoldan bir kahvaltı süresi kadar erken geçeceksiniz… Trafikte siz önünde olduğunuz için yeşil ışığı kaçırıp kırmızıya yakalanan sürücü bir sonraki yeşil ışıkta geçerken önüne birden fırlayan bir adama çarpacak ve adam orada ölecek... O gün sayısal loto oynayarak büyük ikramiye kazanacak olan bu adam trafik kazasında öldüğü için sayısal loto oynayamayacak ve onun ikramiyesi bir başka talihliye çıkacak... Sayısal loto ikramiyesini kazanan talihli, bol parayı görünce yoldan çıkacak, karısından boşanacak, ailesi dağılacak... Karısı yeni bir evlilik yapıp, eşiyle yurtdışına balayına gidecek… Evliliklerini kutladıkları yemekten aşırı alkollü olarak dönüp yatacaklar ve odalarında elektrik kontağından çıkan yangını fark edip söndüremeyecekler… Büyüyen yangınla yanan otelde 25 kişi yanarak ölecek… Ölen 25 kişiden birisi de yan apartmanda oturan komşunuzun babası olacak… Siz, komşunuza taziyeye giderken bindiğiniz asansörün halatı kopacak ve düşecek… Siz bu kazadan yara almadan kurtulacaksınız ama eşiniz sakat kalacak… Trafik kazası yapan sürücünün ruhsal dengesi bozulacak ve psikolojik tedavi görmeye başlayacak ama hiçbir zaman düzelemeyecek, kendini bir çatıdan atarak intihar etmeyi deneyecek... Atladığı apartmanın altındaki bir adamın üzerine düşecek ve adamın ölümüne neden olacak, kendi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılacak… Hastanede onu tedavi etmeye gelen doktor ise siz olacaksınız ama tüm bu yaşananların sebebinin sizin o sabah kahvaltı etmeden evden çıkmanız olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceksiniz….
Vs… Vs… Vs…
Bugünlerde bizim ekibin en hararetli muhabbet konularından biri oldu çıktı “Kelebek Etkisi.” Özellikle derginin baskıya gitmesine yakın zamanlardaki hummalı çalışmalara soluklanma molası verdiğimiz zamanlarda, bir şekilde söz dönüp dolaşıp geliyor bu konuya. Sezer ve ben “Kelebek Etkisi” teorisine sonuna kadar inanan taraftayız. Sefa ise her daim, “Saçmalamayın olum!” gibi bir karşı tez ileri sürerek bizi eleştiriyor ve hatta dalga geçiyor.
“Kelebek Etkisi”nin gerçekliğini Sefa’ya anlatmak için sayısız örnek verdik ama… Nafile! Sefa ikna olmuyor bir türlü, beyhude yere zaman ve de nefes tüketiyoruz. En sonunda internetten sipariş verdim, “Kelebek Etkisi” filminin DVD’sini aldım, “Al izle. Budur işte!” dedim, verdim Sefa’ya… “Saçmalamayın olum!” tezini güçlendirdiğine inandığı yeni bir iddia ile çıktı bu kez karşımıza ve “Tamam işte. Bu sizin saçmalığınız ancak filmlerde olur.” dedi.
Nisanın ikinci haftasıydı. Sefa ile Sezer bir iş görüşmesi için şehir dışına çıktılar. Toplantı yerine varmak üzereyken bir telefon aldılar. Görüşecekleri kişi hastaymış, toplantı ertelenmiş. Onlar da, “Buraya kadar geldik. Burada çekeceğimiz fotoğraflar vardı. Onları çekelim bari.” deyip, fotoğraf çekmişler bol bol. Ancak Sezer, fotoğrafların hepsini arızalı olan karta çekmiş farkında olmadan. Ofise geldiler ve kartı bilgisayara takıp, fotoğrafları yüklemeye başladılar ama… Arızalı kart bilgisayarı kilitledi, bilgisayar açılmaz oldu. Ne yaptıysa olmadı, bilgisayar bir türlü açılmadı. Bilgisayarcıyı çağırdık. Tahmin edeceğiniz üzere, “Bilgisayarın formatlanması lazım abi” teşhisini koydu arızaya. Bilgisayar formatlandı ama en son yedeklenenlerden sonra yapılan işlerin hepsi sizlere ömür oldu.
Sefa tüm bu olanlara baktı, baktı, baktı ve “Tamam olum. İnandım, iman ettim. Kelebek Etkisi diye bir şey varmış. Eğer bu sabah bizim görüşeceğimiz kişi hasta olmasaydı, bu bilgisayar şu anda sapasağlam çalışıyor olacaktı ve hiçbir bilgimiz kaybolmayacaktı.” dedi.
Sezer hemen itiraz etti! “Asla!” dedi, “Asla böyle düşünmeyin. Eğer sabah o görüşme yapılmış olsaydı, belki de dönüş yolunda trafik kazası geçirecektik. Belki de çok daha büyük bir felaket gelecekti başımıza. Bunları bilemeyiz ki hiç!..”
Sefa hemen “Saçmalamayın olum!” moduna döndü. O sabah, o görüşme yapılsa n’olacaktı, yapılmasa n’olacaktı bilmiyorum ama… Bizim müşterinin o günkü rahatsızlığından ve görüşmenin yapılmamasından en kazançlı çıkan bizim bilgisayarcı oldu, 50 dolar servis ücreti aldı bizden.
Not: Brad Pitt’in Babil filmi de Kelebek Etkisi’ne güzel bir örnektir. Ama Brad Pitt bilgisayarcıya 50 dolar servis ücreti ödemedi.
[Mustafa Öncül]
| Yorumlar |
|
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|












