Anasayfa Yazarlar Sezer KATKAY Öpüşmesek olmaz mı?

Öpüşmesek olmaz mı?

e-Posta Yazdır


Ofisteyim, stresli bir gün. Neden bilmiyorum bir şeyleri parçalamak istiyorum. Kanal köprü trafiği yine felçti. Ona içerledim sanırım. Bu saçma sapan ruh halimin en kısa zamanda geçmesini ümit ederken, telefonum çalıyor. Arayan babam… Şu anda gözüme çok çirkin görünen küçük yeşil tuşa basıyorum;

“Günaydın oğlum” diyor.

“Günaydın baba” diyorum.

“Akşam Yılmaz amcanın oğlu Kazım’ın düğünü var, kendini ayarladın değil mi, saat 8’de salonda ol” diyor.

Yandık yine düğün var, nefret ederim düğünlerden diye düşünürken, gitmemek için bahane üretmeye zaman kazanmak amacıyla konuşmaya devam ediyorum;

“Kazım kim baba, hangi Kazım!” diyorum.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, erkeklerin öpüşmesine şiddetle karşı çıkmasıyla tanınıyor.
Fotoğrafta, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen Aytaç Durak'ı öpmeye çalışıyor, Durak ise usta manevralarla bu gayreti boşa çıkarmaya çabalıyor.

“Hani birlikte, mahalledeki okulun su borularını patlattığınız çocukluk arkadaşın Kazım” diyerek karşı atağa geçiyor. Ayrıntılara girip beni rencide etmeden, Kazım’a dair aklıma gelen ilk şeyi söylüyorum.

“Haa bizim kazım. Kazım o kadar büyüdü mü ya, daha geçen gün sünnet düğünü vardı” diyorum.

“21 yıl önceydi” diyor.

Köşeye sıkıştım, hala aklıma bir bahane gelmiyor. Salonda öpeceğim yüzler ise çok net bir şekilde gözümün önünden geçiyor. Kaç yıldır görmediğim insanlar. Ve o insanlara ait yanaklar. Bir de yaz mevsimi. Üstüne üstlük Adana sıcağı. Kimisi ıslak, kimisi hafiften nemli, kimisi yağlı, kimisi kuru, farklı cilt seçeneklerinden onlarca yüz. Veli amca, Mehmet amca, Zülfü amca, Muzaffer amca… Uzun zamandır görmediğim ne kadar amca varsa hepsi bir arada. Bir de teyzeleri koyarsak hesaba, en az 100 kişi oldu mu sana. Bir sağdan bir soldan, şıp şıp.  100 kafa çarpı 2 yanak, eşittir ortalama 200 şıp! Telefon sol elimde, öpüşmelerin hayaline kendimi kaptırmış, boynumu sağa doğru büküp, sağ omzumla yanağımı silerken,

“Aloooo” sesiyle irkiliyorum.

“Orda mısın oğlum” diyor.

“Maalesef yanaklarımla birlikte buradayım” diyorum.

“Ne yanağı” diyor.

“Küçükken sıktıkları yetmedi mi baba” diyorum.

“Neyi” diyor.

“Akşam 8’de salondayım” diyorum.

“Gelmemezlik yapma, ayıp olur” diyor.

Telefonu kapattıktan sonra düşünüyorum.

Öpüşme faaliyetinin, bulaşıcı hastalıkların bulaşma sürelerini minimuma indirmekten başka bir faydası var mıdır? İnsanlar neden öpüşür? Öpüşmeyi ilk kim icat etmiştir? Buna neden ihtiyaç duymuştur? Yoksa bu bize Amerika’nın bir oyunu mudur? İki kişinin, yanaklarının birbirine temas etmesinin, her hangi bir faydasının olduğu bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya koyulmuş mudur? Yakın gelecekte devletin “ÖDEVE” (Öpüşme Devlet Vergisi) adı altında vatandaşlardan öpüşme vergisi alması olası mıdır?

Sonunda akşam oldu. Saat tüm kararlılığı ile 8’e doğru ilerliyor. Küçük kolonya şişemi doldurup, ıslak mendilimle birlikte Kuyumcu Kıyım’dan aldığım çeyrek altının yanına, ceketimin sol cebine koyuyorum. Aynada son kez, az önce sabunla çitileyip, bol suyla duruladığım yanaklarıma bakıyorum. Umarım bu sabun, reklamlarda söylendiği gibi bakterileri bizden uzun süre uzak tutmayı başarabiliyordur.

Ve işte hazırım.

Artık düğüne gidebilirim.

Ama hala 3 şeyi çok merak ediyorum.

Bir, bakteri denen şey gerçekten var mı?

İki, Kazım bu hatayı nasıl yaptı?

Üç, öpüşmesek olmaz mı?

[Sezer KATKAY]

Yorumlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Adanaca-Türkçe Sözlük

reklam


Kimler Online

Şuanda 6 konuk çevrimiçi