
Horozcular kahvesine girerken yüzünde kederli bir mahcubiyet asılıydı. İçeriye bir göz gezdirdikten sonra horozların dövüştüğü ringe doğru ilerledi, ringin çevresine toplanmış bağırıp çağıran kalabalığın arasına sokuldu…

Horozcular kahvesine girerken yüzünde kederli bir mahcubiyet asılıydı. İçeriye bir göz gezdirdikten sonra horozların dövüştüğü ringe doğru ilerledi, ringin çevresine toplanmış bağırıp çağıran kalabalığın arasına sokuldu…

Taşı fırlatıp suyun yüzeyinden üç kez sektirdikten sonra, “Sende mi görmedin?” dedi Alican. “Görmedim,” dedim. Ben daha yassı taşlar buluyord...

Patronun odasına girer girmez bir sıkıntı çöktü içime. Yüzü hiç mi gülmez bu adamın? Mürdüm eriği gözleri kısılınca daha çok küçülür. N...

Karanlığa gizlenen yağmur, far ışıklarına tutulunca renkli çizgilere dönüşüyor. Dolmuşta yalnızım. Sürücünün kafası bozuk. Ara sokaklara, ka...

Orta halli devlet memurlarıydık. En kötü huyumuz ‘akşamcı’lığımızdı. Karım, “İçip içip dışarılarda telef olma, getirip şu mereti evde i...

Bir avuç yıldız, bir dilim ay altında, evimin balkonundayım. Bir ağustos akşamının beş çayında hafif bir esintiye bile gönül borcu duyabilirim. He...

Şişlerden köze damlayan yağlar parlayıp aleve dönüşüyor. Üflemek alevi daha da azdırınca biz kebapçıların bilinen yöntemini uygulayıp mangalın...